Fi'den ne öğreneceğiz?

Uzunçorap 11.4.2017 Fi
Fi

Fi, Çi ve Pi romanlarını okumamıştım. Dizi olarak çekileceği duyulduğu zaman da ilgimi çekmedi. Sonra üçlemenin yazarı Azra Kohen'in bu kitapları yazmaktaki amacıyla ilgili bir yazıya rastladım. Kendisi psikologmuş ve mesleğini icra ederken öğrendiği bir şey olmuş. İşte bu bilgiyi, insanlara aktarabilmek için -bulduğu bir yöntem olarak- romanlaştırmış. Bunu okuduktan sonra konuya ilgim uyandı. Sonuçta bazıları bulduklarını söylüyorlar ama biz o azınlığın dışında kalanlar, hayatımızda eksikliğini hissettiğimiz şeyi arayıştayız. Duyduklarımızı anlamaya, bilmediklerimizi öğrenmeye çalışıyoruz. Fi, Çi ve Pi bize neyi öğretmek iddiasında? 

 
Bu beklentiyle gözümü Fi'ye diktim. Dizinin logosu, Fİ kelimesinin İ'sinin noktasına çizilmiş spiral güzeldi. "Fİ" kelimesinin içinden kırmızı alevlerin geçmesi de manalıydı. Kırmızı tutkunun rengi olarak sunulur, yakıcılık da takıntıya varan tutkuyla ilişkili olsa gerek. Hikayenin ana kahramanı Can Manay (Ozan Güven)'ı bale öğrencisi "Duru (Serenay Sarıkaya)"yu gördüğündeki yoğun hisleri ve üniversitede verdiği ders sırasında "Altın oran - Fi"den bahsederken hep "Duru"yu hatırlamasıyla güzellik kavramına düşkün bir adam olabilir diye yorumladık önce ama bardakları doğrudan sehpaya koymamak, aksesuarların baktığı yönlere dikkat etmek gibi titizlikleri, saat ve cebine mendil seçimleri gibi önemsiz detaylar dışında kendisinin güzellikle çok alışverişi var gibi de durmuyor. Yani Can Manay bu bakımlardan kalabalıktan sıyrılmadı ve ana kahraman olamadı. Dizinin ilk üç bölümü birlikte yayınlanmış, bu üç bölümü de geçenlerde izledim ve şu ana kadar Can Manay hakkında "sıradan biri" diye düşünüyorum, eğer bu amaçlandıysa amenna. 13-16 yaşları arasında akıl hastanesinde yatmış ama bu yaşlar üstelik çocuk yaşlar. Dizide gizlemeye uğraşıyor ama aşmış gitmiş işte, yani ayıbıymış, hatasıymış gibi veriliyor ama aksine bir terapist olarak kendisi bizzat bu sorunu aşmayı başarmış biri olarak da sunabilir bunu. Çağımızda ürün kadar sunum da önemli, hatta daha önemli. Dolayısıyla Can Manay gibi pazarlamanın piri olmuş bir adam bundan niye bu kadar korksun, bakalım sonraki bölümlerde bir anlama varacak mı..
 
Hikayedeki bazı karakterler kendi tutkularının yani zaaflarının zararlarını görecekler gibi. Can Manay  "Duru"da cisimleşen güzellik takıntısının herhalde... Bir de kısa ömürlü olan "Nolur Ayrılalım" dizisinde Gürgen Özün canlandırdığı karakteri hatırlattığı şekilde, televiyondaki kariyeri için herkesi ezip geçen, empatiden yoksun, acımasız başarı tutkusunun...  Duru "gösterilerde baş dansçı olma" takıntısının... Deniz (Mehmet Günsür) soylu birine benziyor ama onda da sanatsal duruş takıntısı yürüyüşüne çelme olabilir. Ceren (Merve Çağıran) libidosunun kurbanı olacak gibi. Özge Egeli (Berrak Tüzünataç)'de de başarı tutkusu var görünüyor. Esaslı bir gazetecilik haberi yakaladığını düşündü ve bu uğurda da Can Manay'a acımayacak, mahremidir diye saygı göstermeyecekti. Tabii eğer "o da başkalarına aynısını yapıyor" diye düşünüp bir intikam ya da kişisel bir adalet duygusuyla hareket etmiyorsa. Bir de ismiyle müsemma Bilge Görgün (Büşra Develi) var. O da koşulları sebebiyle hatalar yapıyor görünüyor. Yani özetle, Özge Egeli, Bilge Görgün ve Deniz nispeten sakin, kendi halinde insanlar gibiler. Dizinin bir merkezi var ve hepsi üzerinden, aynı hedefe hizmet eden bir ortak mesaj alacak mıyız, merak ediyorum. Bu beklentiyle dördüncü bölümü bekliyorum. 


Paylaş

Yorum yapın

Son Yazılar