Sorunlarına rağmen güzel niyetli, güzel bir hikayeydi Kara Yazı

Işınla Bizi Scotty 09.05.2017 Kara Yazı
Kara Yazı

Karı Yazı'yı pek çok kez eleştirdim; eksikliklerini, aksaklıklarını sayıp döktüm. Her hafta izlediğim bir dizi için şaşırtıcı bir şekilde, övmekten çok yerdim. Şimdi erken vedasıyla, içimde hüzün bıraktığını; şikayetime rağmen, diziyi ve karakterleri oldukça sevdiğimi fark ediyorum. 

 
Yazmaya başlamadan önce, bazı şeyleri hatırlamak için bölümü yeniden bir gözden geçireyim dedim. Özellikle karakterlere ne çok alışmışım.  Halil Usta'nın o hep yorgun, sakin, biraz kararsız, zaman zaman şaşkın, biraz kaba saba halini.. Oğuz Karahan'ın her şeye hakim, kendin emin ürkütücülüğünü.. Mehmet'in hep iyimser, sevecen, sakin enerjisini.. Yaren'in hem yalnız, küçük bir kız çocuğu gibi ürkekliğini hem her şeyi yıkıp dökebilir gibi görünen öfkesini, kararlılığını, gözü pekliğini... 
 
Bölümün açılış sahnesinde Oğuz Karahan onu nerede gördüğünü, nereden tanıdığını hatırlamaya çalışıyorken Yaren nasıl da küçük, ürkek ve masum görünüyordu. Kötülüğün, bencilliğin, acımasızlığın vücut bulmuş haliyle el sıkıştığını gördüğümde Yaren için gerçekten tedirgin oldum. 

Hikayemizin asıl kahramanı olan Yaren'in nasıl büyük bir dertle mücadele ediyor olduğunu anlatan en iyi sahne ise bölümün sonunda kimliğini Mehmet'e açıkladığı sahneydi.

"Sen olsan n'apardın? Bütün suçu senin kardeşinin üstüne atsalar n'apardın? Kardeşinin kurtulmak için tek umudu sen olsan n'apardın? Düşmanların senden bin kat güçlüyse, bütün delilleri ortadan kaldırmışlarsa n'apardın? Onlara yakın olup bir şeyler öğrenmeye çalışmaz mıydın? Ben de öyle yaptım, sana yalan söyledim. Sonra eve gittim, babama da yalan söyledim. Dağılan ailemi toparlamaya çalıştım ben. Babam kardeşimi vurmasın diye her gün ona yalvardım. Sonra bir yeğenim olduğunu öğrendim ve anladım ki bana yardım etmeye çalışan adam benim yeğenimi annesiz bırakmış."
 
Yaren bütün bu olaylar başına gelmeden önce evinde ailesiyle mütevazı bir hayat yaşayan, atama bekleyen gencecik bir öğretmendi. Daha sonra babasına da söylediği gibi; hayatı hiç tanımamış, gerçek anlamda hiçbir şey yaşamamış, kendisini bile tanımayan genç bir kız. Ve bu kız, kendi evladı gibi gördüğü kız kardeşini kurtarmak için hiç bilmediği bir dünyaya, insanları acımasızca öldürebilenlerin, her türlü düzeni kolayca çevirenlerin arasına sızıp çırpındı durdu. Bir yandan kardeşini babasının gazabından, bir yandan küçük kız kardeşi babasının baskılarından korumaya çalışırken diğer yandan da kendisinin kim olduğunu keşfetmeye çalıştı. Keşke Yaren'i terk edivermeseydik, onun yolculuğuna biraz daha eşlik edebilseydik.

Finalde Yaren'in kimliğinin açığa çıkması ve Mehmet'in itirafı dışında hiçbir soruya cevap bulamadık, diğer hikayelerin hiçbirini tamamlayamadık ne yazık ki. Bu  erken final kararı ekibe geç bildirilmiş olmalı; son dakika eklenivermiş gibi görünen itiraf sahnesine kadar oradan oraya, aheste aheste dolaştık durduk. Bölüm boyunca Erdem silahın-arabanın peşinde koştu. Oğuz, Derya'yı konuşmaması için tehdit etti. Melisa, Mehmet'i Yaren'den kıskandı. Mehmet aşık olduğunu fark etti. Esma'nın bunca sıkıntı, dert arasında Mehmet'in evindeki 'komikliklerini' bile izleyebildik de Derya'nın Sinan'la ilişkisi neydi, bütün bu olayların neresindeydi, öğrenemedik. Bütün bunlara sebep olanın Erdem olduğu da açığa çıkmadı, Oğuz Karahan'ın yaptıkları da.. Bu serüvenin sonunda tatmin olabileceğimiz sadece Yaren ve Mehmet'in itirafları ve filizlenmeye başlayan aşkları oldu. Maalesef her şey yarım kaldı.
 
Onca sorununa, sıkıntısına rağmen güzel karakterler tanıyabildiğimiz, güzel niyetli, güzel bir hikayeydi Karı Yazı. Tadı damakta kaldı.     


Paylaş

Yorum yapın

Tüm Yazılar