Süreyya ve Faruk evliliği bunu atlatabilir mi?

Işınla Bizi Scotty 15.5.2017 İstanbullu Gelin
İstanbullu Gelin
Bölümün üzerinden üç gün geçtikten sonra bende nasıl bir his bırakmış olduğunu şimdi daha net görebiliyorum. Beklediğimden daha fazla bir sıkılmışlık hissi var şu an bende. Emir'in Faruk'un oğlu olup olmadığı konusu, belirgin bir gelişme de yaşanmadan öyle uzatıla uzatıla, çekiştire çekiştire işlendi ki izlerken zaman zaman ilgimi tamamen kaybettiğim anlar oldu. Emir'in Boran konağında geçirdiği vakit, mangal sırasında top oynamalar, amcaların hepsinin şüphelenmesi, Emir'in yatıya kalışı, Süreyya'ya olan düşkünlüğü... Bitmek bilmedi. Üstelik bu sahnelerin her biri yarı sürede çekilse, anlattığından hiçbir şey de eksilmeyecekti. Bu konu zaten -kaza eseri olarak diyelim- diziye çok erken eklenmişken, bir de temposuz işlenince 'faydasından çok, zararı dokundu' desek yalan olmaz.
 
Bölümün -ve gün geçtikçe dizinin de- güzel tarafıysa karakterle yaklaşım şekli, karakterlerin duygusal olarak derinleşmesi. Yakın zamana kadar baskıcı, bencil, güç bağımlısı olarak izlediğimiz Esma'nın bu özelliklerinin altındaki esas nedenin yalnızlık korkusu olduğunu iyice görebildik bu bölüm. Elbette Esma hâlâ insanları aşağı gören, ön yargılı, kibirli ve kontrol bağımlısı bir kadın; ama özellikle anneler gününde ona yapılan şakayla anladığımız kadarıyla Esma'nın bütün bu agresif tavırları,  çocuklarının kendi hayatına çekip gideceği ve koca konakta bir başına kalacağı korkusundan kaynaklanıyor.
 
Duygusal derinlik kazanan, iki boyutlu bir kötü olmaktan -bir nebze olsun- kurtulan diğer bir karakter de İpek. Faruk'a olan yoğun duyguları devam ediyor. Aslında İpek gibi sinsi, kurnaz, hesapçı birinin aşık olduğu adamın kardeşiyle evlenmek gibi bir budalalığı nasıl yaptığını anlamak mümkün değil. Süreyya'nın çılgın evliliğini kayın validesinin asla onaylamadığı ve bu evliliği bitirmek için elinden geleni yaptığı ortayken, bir boşanma olması halinde Faruk için hâlâ ideal gelin adayı olabilecekken, bu ihtimali ömür boyunca hayatından çıkaracak neden ne olabilir, düşünemiyorum gerçekten. İpek'in Faruk'la ilgili hisselerinin ne olduğunu bu bölüme kadar anlama imkanımız pek de olmamıştı aslında. İpek'in Faruk'a karşı mı yoksa ona getireceği itibara karşı mı bir arzusu vardı, netleşmemişti. Bu bölümde ise -gayet basmakalıp bir yolla da olsa- Faruk'a 'aşık' olduğunu anladık. Bir düzüne insanın yaşadığı bir evin herkese açık salonunda uyuya kalmış Faruk'un saçlarını okşamaya kalkacak kadar bir gözü dönmüşlük aşktan başka bir şeyle açıklamaz herhalde.
 
Geçen bölüm Dilara ve Adem arasında yaşanan zarif yakınlaşma sahnesinin bu bölümdeki devamı da yine karakterleri duygusal olarak derinleştiren bir şekilde işlendi. Vücudundaki yaraları/izleri bir başkasına açmaktan dolayı tedirgin olan, kendisini bu kadar ortaya koymaya alışkın olmayan ve bu durumla nasıl başa çıkacağını bilemeyen Adem, kabuğuna çekildi; Dilara'yla hiçbir şekilde irtibat kurmadı. Delicesine şen şakrak, vurdum duymaz görünen Dilara ise bu ilgisizlikten dolayı çok incindi; egosundan çok, kalbi kırıldı. Süreyya'ya da söylediği gibi, Adem'le arasında gerçekten özel bir şey yaşandığını düşünüyordu ve olan bitene anlam veremiyordu. Doğruydu da aslında. Kimsenin görmediği, bilmediği yaralardan kurulan bağlar en sağlamı belki de ama Adem'in durumunda olduğu gibi en ürkütücü olanı da aynı zamanda. Dilara'nın Adem'e söylediği 'Seni kendim gibi sanmıştım. Sende de o dımdızlak bırakılmış çocuğu görmüştüm ben' sözü çok yerinde bir tespitti.
 
Bade'nin, Murat'ın üniversiteye giderek ne olmak istediği sorusuna verdiği 'Özgür' yanıtı bölümün en etkileyici repliğiydi. Bade'nin Murat karşısında aldığı bu yeni tavır, Bade  karakterini özgürlük, kendi başına ayakta kalabilme ve güçlü olabilme kanalından işlemek çok yerinde bir seçim bence. Hatta -gerekli olmasa da- Murat ve Bade arasında zamanla filizlenecek duygusal bir ilişki için de çok doğru bir zemin.
 
Bölümün finalini, İpek'in Süreyya'ya kurduğu tuzak nedeniyle bebeğini düşürme tehlikesiyle yaptık. Bölüm boyunca azmeden İpek, Begüm ve Faruk'un eski günlerden kalma bir fotoğrafını buldu ve Süreyya'nın bunu görmesini sağladı. Süreyya bu fotoğrafla sadece bu eski ilişkiden haberdar olmadı, aynı zamanda çok güvendiği eşinin kendisinden böylesi büyük bir sırrı sakladığını da öğrendi.  Bedeninin bu duruma tepkisi büyük oldu. Tam, Faruk'un da bu sırrı Süreyya'ya açıklamak için geldiği sırada Süreyya'nın kanaması başladı. Eğer Süreyya bu nedenle bebeğini kaybederse bu, evlilikleri için onarılması çok büyük bir hasar yaratır ve Faruk için altından kalkamayacağı bir yüke sebep olur. Bizi heyecanlı bir bölüm bekliyor. 
 


Paylaş

Yorum yapın

Son Yazılar

TÜM YAZI ARŞİVİ