Aşk iki kişilik bir şey, sevda iki kişilik

Işınla Bizi Scotty 12.05.2017 İstanbullu Gelin
İstanbullu Gelin

İstanbullu Gelin 10. bölümünün iki ana konusu vardı. Bölüm, Begüm'ün Faruk'un karşısına çıkması ve Murat'ın Bade'yle birlikte olduğunun açığa çıkması üstüne kuruluydu.

Begüm'ün, Süreyya'nın okul açılışına oğlu Emir'le birlikte gelmesi bekleniyordu ama çocuğun, varlığının babasına açıklanacağı çok stresli bir görüşmede bulunmaması mantıklı olandı. Faruk'un Begüm'ü karşısında, hayatlarının tam da ortasında görmesi çok büyük öfkesine neden olduğu için, Begüm, oğluyla ilgili gerçeği ona açıklama fırsatı bulamadı. Faruk, Süreyya'nın en önemli, en mutlu gününü kendi olayı haline getirmeye çalıştığı için Begüm'e daha da çok sinirlenmiş ve onu dinlemek istememişti. Ne var ki Begüm'ün açıklayacakları, gururu kırılarak söylemekten vazgeçilecek şeyler değildi. Faruk'tan kendisini hastanede ziyaret etmesini istedi. Faruk bu isteği geri çevirmedi ama bu ikinci görüşme daha da büyük bir öfke patlamasıyla sonuçlandı; çünkü Faruk'un esas sorunu Begüm'ün yıllar önce, hiçbir açıklama yapmadan terkedip gitmesineydi. Begüm gerçekleri yine açıklayamadı. Faruk'un hesap sormaları o kadar şiddetliydi ki, sadece kardeşleri ya da iş arkadaşı değil, seyirci olarak biz de 'Faruk, Begüm'ü hâlâ kalbinden atamadı mı yoksa' diye sormadan edemedik. Faruk ve Süreyya, her ne kadar birlikte çok mutlu olsalar ve biz tatlı romantizmlerine sık sık tanık olsak da Faruk'un Begüm'ün her bahsi geçtiğinde içine girdiği ruh hali, ortada hâlâ çok derin, gerçek ve taze bir şey ler olduğu hissini yaratıyor.

 
Faruk, Begüm'ün eski sevgilisi olduğunu Süreyya'dan saklamaya karar verdi. Gerekçesi, Süreyya'nın hamile olması ve bu konudan olumsuz etkilenebilecek olmasıydı. Ama çok kısa bir süre önce birbirlerinden hiçbir şey saklamayacakları ve birbirlerine koşulsuz güvenecekleri konusunda söz vermiş oldukları düşünülünce, Faruk'un bu tercihi rahatsız ediciydi. Burada Osman'ın tavrından, Süreyya'yı korumaya çalışmasından çok memnum oldum. Sürekli olarak, Osman'ın dizide kendisine çok az yer bulmasından şikayet ediyorum. Osman çok ilgi çekici, sıcak bir karakter ve son iki bölümdür nihayet varlık görsermeye başladı. Bu bölüm hem Faruk'a Begüm konusunda gösterdiği hem de Murat ve Bade konusunda annesine gösterdiği tepki, tam da kendisinden beklediğimiz dürüst, onurlu, şövalye ruhlu bir karaktere yakışır cinstendi.
 
Bölümün, Begüm dışındaki diğer ana konusu olan Murat-Bade olayında, özellikle Süreyya'nın Bade'yi Esma'ya karşı koruması bölümün en can alıcı olaylarından biriydi. İntihar girişiminden sonra Bade, çalışanlar tarafından eve getirildi. İntihar girişiminde bulunduğu evdeki herkesten saklandı. Ne var ki meleğimiz Süreyya, Bade'nin yokluğunu fark etmişti. Mutfaktakilerden 'zehirlendiği' için hasta olduğunu öğrenince Bade'yi ziyaret etti. Kızcağız, duygusal olarak o kadar yorgun, bitkindi ki Süreyya'nın onun zehirlenmediğini anlaması uzun sürmedi. Esma'nın onu, yaşça kendisinden çok büyük biriyle evlendirmek istediğini duyunca kan beynine fırladı, konakta fırtına estirdi resmen. Esma'ya avazı çıktığı kadar bağırarak hesap sorarken Faruk ve Osman'ın eve gelişi ve konuya dahil olmalarıyla olay büyüdü, herkese yayıldı. Gerçi herkesin bildiği, diğerinin bilmediği çok önemli şeyler yüzünden (Esma Bade'nin intihara kalkıştığını bilmiyordu, Faruk bunu Süreyya'dan öğrendi. Süreyya, Esma'nın Bade'yi Murat'la birlikte olduğu için başkasıyla evlendirmeye çalıştığını bilmiyordu, Faruk'tan öğrendi...) ortalık karıştı ama her şey kısa sürede açığa çıkabildi.
 
Bu konuda Faruk'un tutumunu da çok ama çok beğendiğimi söylemeliyim. Tamamen Bade'yi sahiplenen, Murat'ın kendisini mazur göstermeye çalıştığı tüm bahaneleri redderek sorumluluk almasını isteyen ve annesine de karşı çıkan tavrıyla kalbimi kazandı. Faruk son birkaç bölümdür evrim geçirdi diyebiliriz. Normalde senaryo gruplarının değişimiyle karakterlerin ters yüz olmasından pek hoşlanmam; ama Faruk'un Süreyya'ya karşı olan o maço, baskıcı tavrından kurtulduğumuz, Faruk eşine ve kadınlara saygı duyan bir adama dönüştürüldüğü  için diziden çok daha fazla keyif almaya başladığımı söylemeliyim. Faruk ve Süreyya'nın 'biz aslında birbirimizi tanımadan evlendik' tartışmalarındansa, birbirlerine destek olup, dış sorunlarla uğraştıkları bir ilişkilerinin olmasının diziye daha çok katkı sağladığını düşünüyorum.
 
Bölümde en beğendiğim sahne Süreyya'nın Bade'ye kimseyle evlenmek zorunda olmadığını, kendi geleceğini kurabileceğini anlattığı sahne oldu. Özellikle şu sözlerini çok sevdim:
 
'Benim annemle babam birbirlerine aşkla bakarlardı. Onların arasındaki bakışmayı gördüğün zaman için ısınırdı. Ben hep böyle bir aşk istedim. Şanslıyım da, oldu. Faruk çok sinirliyken, bana baktığında gözünün içindeki ifade değişiyor, yumuşuyor; ben sanki dünyanın en değerli şeyiymişim gibi hissediyorum. Sanki olmazsa olmazmış gibi. Sanki bir balon var, o balonun içinde sadece ikimiz varmışız gibi geliyor. Benim için evlilik bu... Murat seni sevmiyor, biliyorsun değil mi? Aşk iki kişilik bir şey, sevda iki kişilik.  Bunu sen, benden daha iyi biliyorsun. Sen hayatın boyunca sana kızgın bakan, seni suçlayan biriyle evlenmek ister misin? Bence sen daha iyisini hak ediyorsun.' 
 
Bölümde sevdiğim bir başka sahne de Adem ve Dilara sahnesiydi. Her iki oyuncu da çok hassas, çok yerli yerince canlandırmışlardı sahneyi ve çok zarif gelişti her şey. Hoşlanmadığım ise İpek ve Fikret arasındaki sahneydi. İpek, kocasının tecavüzüne uğramıştı. Bu yüzden de büyük bir travma geçirdi doğal olarak. Yavaş yavaş Fikret'e alışıyorken, belki yavaş yavaş bu yaşadığını atlatıyorken, kocası kendisine bir ev aldı diye her şeyi unutuvermesi, hiçbir duygusal ilgisinin olmadığı bir adamla birlikte olmak istemesi böyle bir travmayı küçümseyen bir yaklaşım olmuş. Bölümün bombası ise Süreyya'dan geldi. Emir'i konaktaki mangal partisine getirdiğinde, herkesin içinde, önemini hiç fark etmeden onun Begüm'ün oğlu olduğunu söylemesi Boran kardeşlerde tam bir bomba etkisi yarattı.
 
Bu eski sevgili, varlığından haberdar olmunmayan çocuk gibi konulara çok erken girildiğini düşünüyorum. Umarım hikayeyi erken tüketmez bu durum ama neyseki her ne konu yazılırsa yazılsın çok ince ve zevkli işleniyor artık. 
 
 
 


Paylaş

Yorum yapın

Tüm Yazılar